Küresel ekonomi, 2023 yılında gıda fiyatlarındaki rahatlamanın ardından yeni bir tehditle karşı karşıya. Uluslararası yatırım bankası Citi’nin araştırma birimi, 2024 yılı için küresel gıda piyasalarında “benzeri görülmemiş bir şok” yaşanabileceği konusunda alarm vererek, iklim olayları, jeopolitik gerilimler ve ticari kısıtlamaların birleşerek gıda enflasyonunu yeniden tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Bu uyarı, gıda güvensizliği ve sosyal huzursuzluk riskleri taşıyan gelişmekte olan ekonomiler başta olmak üzere tüm dünya için önemli sonuçlar doğurabilir. Citi’ye göre, geçmişteki büyük fiyat artışlarını bile geride bırakabilecek bu potansiyel şokun arkasında birden fazla faktör yatıyor.
Gıda Fiyatlarındaki Potansiyel Şokun Detayları Nelerdir?
Citi’nin Küresel Tarım Emtiaları Araştırma Başkanı Christian von Ruexleben, mevcut durumun hassasiyetine dikkat çekerek, 2024 yılında bu tür şokların eş zamanlı olarak birikmesi riskine işaret etti. Ruexleben, bu senaryonun 2007-2008 küresel gıda krizinde veya Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından görülen fiyat artışlarını bile aşabileceği konusunda uyardı. Her ne kadar Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Gıda Fiyat Endeksi 2023 yılında %10’luk bir düşüş göstermiş olsa da, bu rahatlamanın kalıcı olmayabileceği belirtiliyor.
Şoku Tetikleyebilecek Başlıca Faktörler Nelerdir?
İklim Değişikliği ve Aşırı Hava Koşulları
- El Niño Etkisi: Pasifik Okyanusu’ndaki sıcaklık artışı, dünya genelinde kuraklık, sel ve orman yangınları gibi aşırı hava olaylarına neden olarak tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor.
- Özel Ürünlere Yönelik Tehditler: Batı Afrika’da kakao üretimi ve Güney Avrupa’da zeytinyağı verimi, özellikle iklim değişikliğinin doğrudan etkileriyle karşı karşıya. Bu durum, belirli emtiaların fiyatlarında ciddi artışlara yol açabilir.
Jeopolitik Gerilimler ve Ticari Kısıtlamalar
- Ukrayna Savaşı’nın Devam Eden Etkileri: Karadeniz Tahıl Girişimi’nin sona ermesi ve Ukrayna limanlarına yönelik saldırılar, önemli tahıl ihracatçısı olan bölgedeki arz güvenliğini sürekli tehdit ediyor.
- Kızıldeniz’deki Nakliye Aksaklıkları: Kızıldeniz’deki saldırılar ve bunun sonucunda oluşan nakliye rotası değişiklikleri, küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere ve maliyet artışlarına neden oluyor.
- Koruma Politikaları: Hindistan’ın pirinç ihracatını yasaklaması gibi ülkelerin iç pazarlarını korumak amacıyla aldığı önlemler, küresel arzı daraltarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
Tedarik Zinciri ve Enerji Maliyetleri
Nakliye maliyetlerindeki artışlar ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, gübre üretimi ve tarım ürünlerinin taşınması gibi kritik süreçleri etkiliyor. Bu durum, gıda üretim maliyetlerini artırarak nihai ürün fiyatlarına yansıyor.
Kimler ve Nasıl Etkilenecek?
Potansiyel gıda şoku, özellikle gelişmekte olan ülkelerde enflasyonist baskıları artırarak hane halklarının satın alma gücünü zayıflatabilir. Gıda güvensizliğinin artması, sosyal huzursuzluklara ve siyasi istikrarsızlığa yol açma potansiyeli taşıyor. Dünya Bankası gibi kurumlar, gıda enflasyonunun hala yüksek olduğu ve küresel gıda krizinin milyonlarca insanı etkilemeye devam ettiği konusunda uyarıyor.
Diğer Kurumların Bakış Açısı ve Farklılıklar
Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel enflasyonun 2024’te %5,8’e, 2025’te ise %4,4’e düşmesini bekliyor. Dünya Bankası ise 2024 yılında gıda fiyatlarında %6’lık bir düşüş öngörse de, bunun iklim olayları ve jeopolitik gerilimler gibi önemli risklerle sekteye uğrayabileceği konusunda temkinli davranıyor. Bu kurumların daha iyimser beklentileri, Citi’nin “benzeri görülmemiş şok” uyarısıyla bir tezat oluşturarak, küresel ekonomik görünümdeki belirsizlikleri derinleştiriyor.
Özetle, küresel gıda piyasaları, birden fazla cepheden gelen risklerle karşı karşıya. Citi’nin “benzeri görülmemiş şok” uyarısı, 2024’ün gıda enflasyonu ve arz güvenliği açısından kritik bir yıl olabileceğine işaret ediyor. Politika yapıcıların ve piyasa aktörlerinin bu potansiyel tehlikelere karşı hazırlıklı olması, gıda krizlerinin önüne geçmek ve küresel ekonomiyi istikrara kavuşturmak için hayati önem taşıyor.
