İş dünyası, küresel çapta yaşanan dönüşümlerle birlikte yeni bir dönemece girerken, şirketlerin sürdürülebilir başarı ve rekabet gücü elde etme stratejileri de değişiyor. Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (Peryön) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay, işverenlere kritik bir çağrıda bulunarak, artık sadece fayda odaklı değil, insan odaklı bir dönüşüm hedeflemeleri gerektiğini vurguladı. Altınay’a göre, geleceğin başarılı şirketleri, çalışanlarının refahını ve gelişimini merkeze alan, anlam odaklı organizasyonlar olacak.
Peryön’ün 31. İnsan Yönetimi Kongresi’nde dile getirilen bu perspektif, işgücünün beklentilerindeki radikal değişimleri ve teknolojinin getirdiği yeni dinamikleri yansıtıyor. Hibrit çalışma modellerinden yapay zeka entegrasyonuna kadar birçok unsurun yeniden şekillendirdiği iş ortamında, insan faktörünü göz ardı eden yaklaşımların uzun vadede başarı şansı bulunmuyor. Bu dönüşüm sadece bir tercih değil, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik için bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.
Neden İnsan Odaklı Dönüşüm Artık Şart?
Geleneksel iş modelleri, küresel salgın ve teknolojik ilerlemelerle birlikte ciddi sarsıntılar yaşadı. Hakan Altınay, “Artık ne iş hayatı eski iş hayatı ne de çalışan eski çalışan” diyerek değişimin boyutunu özetliyor. Bu yeni dönemde şirketlerin sadece kârlılık hedefleriyle hareket etmesi yeterli değil; çalışanların zihinsel ve duygusal refahı, iş-yaşam dengesi ve aidiyet duygusu, performansı doğrudan etkileyen faktörler haline geldi.
- Yeni Nesillerin Beklentileri: Özellikle Z kuşağı çalışanlar, sadece maaş değil, aynı zamanda anlam, değerler ve gelişim fırsatları arıyor. Şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik konularındaki duruşu, yetenek çekme ve elde tutmada kilit rol oynuyor.
- Hibrit Çalışma Modelleri: Esneklik talebi, hibrit çalışma düzenlerini yaygınlaştırırken, bu durum işverenlerin çalışan deneyimini yeniden tasarlamasını gerektiriyor. Fizikselden dijitale kayan etkileşimlerde aidiyet ve bağ kurma zorlukları ortaya çıkabiliyor.
- Yapay Zeka ve Dijitalleşme: Teknolojik gelişmeler, rutin işleri otomatize ederken, insan odağını ve yaratıcılığı gerektiren yeni rollerin önemini artırıyor. Bu süreçte insan kaynakları, çalışanların yeni beceriler kazanmasını (upskilling/reskilling) destekleyerek stratejik bir ortak haline gelmeli.
Liderlik ve Yönetimde Yeni Yaklaşımlar
İnsan odaklı bir dönüşüm, en başta liderlik anlayışının değişmesini gerektiriyor. Altınay’ın ifadesiyle, “İşverenlerin ana amacı para kazanmak olmalı ama bunu insan odaklı bir sistemle yapmak önemli.” Bu bağlamda, empatik, etik ve güvene dayalı bir liderlik modeli büyük önem taşıyor. Liderlerin, çalışanların kaygılarını anlaması, gelişimlerine yatırım yapması ve onlara güven ortamı sunması kritik.
Peryön’ün Öne Çıkardığı Kritik Beceriler
- Duygusal Zeka: Karmaşık insan ilişkilerini yönetebilme, empati kurabilme ve duygusal farkındalık.
- Toplumsal Zeka: Farklı kültürel ve sosyal dinamiklere uyum sağlama, işbirliği ve kapsayıcılık.
Bu beceriler, yapay zekanın hızla geliştiği bir çağda, insanı ayrıştıran ve rekabet avantajı sağlayan temel yetkinlikler olarak gösteriliyor.
Veri Odaklı İK ve Çalışan Refahı
İnsan odaklı dönüşümün bir diğer önemli ayağı ise veri analitiğinin insan kaynakları süreçlerine entegrasyonu. Çalışan verilerinin doğru analizi, işverenlerin tükenmişlik sendromu, mental sağlık sorunları gibi konularda proaktif adımlar atmasını sağlayabilir. Peryön, bu verilerin sadece performansı değil, aynı zamanda çalışan refahını ve deneyimini anlamak için kullanılması gerektiğini savunuyor. Bu sayede şirketler, çalışanlarının ihtiyaçlarına daha kişiselleştirilmiş ve etkin çözümler sunabiliyor.
Sonuç olarak, iş dünyasının geleceği, insanı merkeze alan, değer odaklı ve esnek yapılar kurabilen şirketlerin elinde şekillenecek. Bu dönüşümü yakalayan işverenler, sadece ekonomik başarı elde etmekle kalmayacak, aynı zamanda toplumsal fayda yaratan, sürdürülebilir organizasyonlar olarak öne çıkacaktır.