Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan verilere göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarındaki toplam bakiye, düşüşünü sürdürerek kritik bir eşik olan 3 milyar Türk Lirası’nın altına geriledi. Bu gelişme, TCMB’nin KKM’den çıkış stratejisinin etkili bir şekilde ilerlediğini gösteriyor ve finans piyasalarında yakından takip ediliyor.
17 Mayıs ile biten haftada KKM bakiyesi, bir önceki haftaya göre 174 milyar TL’lik önemli bir düşüşle 2 trilyon 946 milyar TL’ye indi. Bu, KKM’nin uygulamaya başladığı dönemden bu yana en düşük seviyelerden biri olarak kayıtlara geçti ve finansal istikrarı güçlendirme çabaları açısından yeni bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Kur Korumalı Mevduat’ta Son Durum ve Büyük Düşüş
TCMB’nin haftalık bülteninde yer alan bilgilere göre, KKM’deki düşüş ivme kazanmış durumda. Geçtiğimiz hafta 3 trilyon 120 milyar TL seviyesinde bulunan KKM bakiyesi, son açıklanan verilerle birlikte 2.946 milyar TL’ye inerek ilk kez 3 trilyon TL eşiğinin altına sarktı. Bu tek haftalık düşüş, yılbaşından bu yana KKM’de gözlemlenen en belirgin azalmalar arasında yer alıyor.
Kur Korumalı Mevduat uygulamasının zirve yaptığı dönem olan 11 Ağustos 2023 tarihinde bakiye 3 trilyon 407 milyar TL’ye ulaşmıştı. Bu zirve noktasından itibaren KKM bakiyesi toplamda 461 milyar TL’lik bir azalma kaydetmiş oldu. Bu gerileme, hem Merkez Bankası’nın adımları hem de piyasa dinamikleriyle paralel bir seyir izliyor.
KKM Neden Uygulamaya Konmuştu?
Kur Korumalı Mevduat sistemi, Aralık 2021’de Türk Lirası mevduatları desteklemek ve döviz kurundaki oynaklığı azaltarak dolarizasyonu önlemek amacıyla başlatılmıştı. Uygulama, yatırımcılara kurdaki yükseliş karşısında mevduatlarını koruma güvencesi sunarak, dövizden Türk Lirası’na geçişi teşvik etmişti. Ancak zamanla KKM, hem kamu maliyesi üzerinde önemli bir yük oluşturmuş hem de para politikası araçlarının etkinliğini sınırlayan bir yapı haline gelmişti.
Merkez Bankası’nın KKM’den Çıkış Stratejisi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, güçlü bir dezenflasyon sürecini tesis etmek ve makro finansal istikrarı pekiştirmek amacıyla KKM’den kademeli çıkış stratejisini uygulamaya koydu. Bu stratejinin temel hedefi, Türk Lirası mevduatlarına geçişi hızlandırmak ve geleneksel para politikası araçlarının etkinliğini artırmaktır. KKM’den çıkışın sağlanması, TL mevduat faizlerinin piyasa koşullarına uygun bir şekilde belirlenmesine ve bankaların likidite yönetiminin daha sağlıklı bir zemine oturmasına katkıda bulunuyor.
TCMB, bu çerçevede çeşitli düzenlemelerle bankaları KKM’den TL mevduatlarına geçişe teşvik ediyor. Bu adımlardan biri, 26 Nisan 2024 tarihinde KKM hesapları için zorunlu karşılık oranlarının artırılması oldu. Zorunlu karşılık oranlarının yükseltilmesi, bankaların KKM’de tuttukları mevduatlar için Merkez Bankası’nda daha fazla rezerv tutmaları gerektiği anlamına geliyor. Bu durum, bankaların KKM ürünlerini daha az cazip hale getirmekte ve onları geleneksel TL mevduatlarını artırmaya yöneltmektedir. Böylece, KKM’nin finansal sistemdeki ağırlığı azaltılarak, kaynakların daha verimli alanlara yönlendirilmesi hedefleniyor.
Ekonomik Etkileri ve Gelecek Beklentisi
KKM bakiyesindeki düşüş, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele ve sadeleşme politikalarının meyvelerini vermeye başladığının bir işareti olarak yorumlanıyor. KKM’nin azalması, kamu bütçesi üzerindeki potansiyel kur farkı yükünü de hafifletmekte ve bu da mali disiplinin güçlenmesine yardımcı olmaktadır. Finansal sistemin KKM’den kademeli olarak arındırılması, Türk Lirası mevduatlarının cazibesini artırarak, daha öngörülebilir ve istikrarlı bir finansal ortamın oluşmasına zemin hazırlıyor.
Uzmanlar, KKM’den çıkış sürecinin devam etmesiyle birlikte, bankacılık sektörünün geleneksel mevduat ürünlerine daha fazla odaklanacağını ve faiz politikalarını bu yönde şekillendireceğini belirtiyor. Bu dönüşüm, Türkiye ekonomisi için daha sürdürülebilir bir büyüme modeline geçişin önemli bir adımı olarak görülmektedir.
