Türkiye, Avrupa Birliği’nin uyguladığı çelik ithalatı kotasına karşı topyekûn bir diplomasi atağı başlatmaya hazırlanıyor. Ticaret Bakanlığı liderliğinde, sektör temsilcileri ve ilgili bakanlıkların katılımıyla yürütülecek bu girişim, Türk çelik sektörünün Avrupa pazarındaki haksız rekabet koşullarından kurtulmasını hedefliyor. Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen AB’nin korumacı politikalarına maruz kalan Türk çeliği için kritik bir dönemeç başlıyor.
Avrupa Birliği’nin çelik ithalatına uyguladığı kota sistemi, özellikle Türkiye gibi büyük ve rekabetçi üreticiler için önemli bir engel teşkil ediyor. Dünya çelik üretiminde ilk 10 içerisinde yer alan ve AB ile Gümrük Birliği anlaşması bulunan Türkiye, bu kotaların kendisi için haksız ve ayrımcı olduğunu savunuyor. Türk yetkililer, AB’ye yapılan çelik ihracatının bu kısıtlamalar nedeniyle potansiyelinin altında kaldığını ve sektörün büyümesinin engellendiğini belirtiyor.
AB Çelik Kotası: Bir Haksızlık Algısı
Türkiye’nin AB’ye yönelik diplomatik hamlesinin temelinde, mevcut kota uygulamasının Gümrük Birliği ruhuna aykırı olduğu argümanı yatıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da sıkça dile getirdiği üzere, Türkiye, AB’nin tek gümrük birliği ortağı ve aynı zamanda dünyanın önde gelen çelik üreticilerinden biri olmasına rağmen, üçüncü ülke muamelesi görüyor. Bu durum, Türk çelik sanayisi tarafından “korumacılık” olarak yorumlanıyor.
- Kalite ve Çevre Uyum: Türk çelik sektörü, ürün kalitesi ve çevresel sürdürülebilirlik konularında Avrupa standartlarına tam uyum sağlıyor. Sektör, yeşil dönüşüm yatırımlarına ağırlık vererek, özellikle “Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması” (CBAM) gibi AB uygulamalarına proaktif bir şekilde hazırlanıyor. Bu uyumun, kotaların kaldırılması için önemli bir gerekçe olduğu vurgulanıyor.
- Rekabet Gücü: Türk çeliği, fiyat ve kalite açısından küresel pazarda oldukça rekabetçi bir konumda bulunuyor. Ancak AB kotaları, bu rekabet gücünün Avrupa pazarına tam olarak yansımasını engelliyor.
Diplomasi Atağının Detayları
Ticaret Bakanlığı’nın liderliğinde yürütülecek bu kapsamlı diplomasi atağı, çok yönlü bir stratejiyi içeriyor. Amaç, AB nezdinde güçlü bir lobi faaliyeti yürüterek kota uygulamasının kaldırılması veya Türkiye’ye özel bir muafiyet tanınması. Bu sürecin ana hatları şunlar:
Kimler Katılacak?
- Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda Dışişleri Bakanlığı ve ilgili diğer bakanlıklar.
- Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) başta olmak üzere özel sektör kuruluşları ve sektör temsilcileri.
Nasıl Bir Strateji İzlenecek?
- AB’nin üst düzey karar alıcılarıyla yapılacak ikili görüşmeler ve toplantılar.
- AB-Türkiye Ortaklık Konseyi gibi platformlarda konunun ana gündem maddesi olarak ele alınması.
- Türkiye’nin Gümrük Birliği statüsü ve çelik sektörünün AB standartlarına uyumu konularında detaylı bilgi ve argümanlar sunulması.
- Kotaların sadece Türk ekonomisine değil, aynı zamanda AB’nin kendi sanayisine de zarar verdiği yönündeki analizlerin paylaşılması.
Bakan Bolat’tan Net Mesajlar
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, konuya ilişkin yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin kararlılığını vurguluyor. Bolat, “Türkiye olarak, AB ile Gümrük Birliği ortaklığımız ve stratejik müttefiklik ilişkimize rağmen çelik sektörümüze uygulanan kotaları kabul etmemiz mümkün değil. Türk çeliği hem kalitesi hem de çevre standartlarına uyumuyla Avrupa pazarında hak ettiği yeri almalıdır. Bu kısıtlamaların haksız rekabete yol açtığı ve korumacı bir nitelik taşıdığı aşikardır,” ifadelerini kullandı. Bakan Bolat, diplomatik kanalları sonuna kadar kullanarak bu sorunun çözümü için yoğun bir çaba göstereceklerini de sözlerine ekledi.
Bu diplomasi atağının başarıyla sonuçlanması, Türk çelik sektörünün ihracat hacmini artırarak ekonomik büyümeye önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Aynı zamanda, Türkiye-AB ticari ilişkilerinde Gümrük Birliği’nin işleyişi açısından da emsal teşkil edecek bir adım olacak.
