Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, piyasalarda dolaşan kredi kartı limitlerinin daraltılması ve taksitlendirme sayılarının azaltılmasına yönelik adımlar hakkında önemli uyarılarda bulundu. Baran, bu tür kısıtlamaların hanehalkı ve esnafın ödeme güçlüğünü artıracağını, ekonomik aktiviteyi yavaşlatacağını ve kayıt dışılığı körükleyeceğini belirtti.
Merkez Bankası ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından atılabileceği konuşulan adımların, enflasyonla mücadele kapsamında talep yönlü sıkılaştırma amacı taşıdığı düşünülüyor. Ancak Baran’a göre, bu tür müdahaleler beklenen etkiyi yaratmayıp, aksine mevcut ekonomik zorlukları derinleştirebilir.
Kredi Kartları Neden Önemli?
Baran, kredi kartlarının Türk ekonomisindeki kritik rolüne dikkat çekti:
- Yaşam Damarı: Özellikle yüksek enflasyonist dönemlerde, tüketiciler için alım güçlerini koruma ve ödeme planlarını düzenleme aracı olarak hayati önem taşıyor.
- Yaygın Kullanım: Piyasada 160 milyar TL gibi büyük bir kredi kartı bakiyesi bulunuyor. Bu, kartların sadece lüks harcamalar için değil, günlük ihtiyaçlar ve kısa vadeli borç yönetimi için de yaygın olarak kullanıldığını gösteriyor.
- Nakit Akışı Yönetimi: Tüketiciler, maaşlarını almadan önceki dönemde veya beklenmedik harcamalar karşısında nakit akışlarını kredi kartlarıyla düzenliyor. Limit daraltmaları, bu dengeyi doğrudan bozarak ödeme güçlüğüne yol açabilir.
Piyasalara Etkileri Neler Olacak?
ATO Başkanı, olası kısıtlamaların piyasalar üzerindeki domino etkisini şu başlıklar altında özetledi:
Tüketici Üzerindeki Yük
Kredi kartı limitlerinin düşürülmesi, vatandaşların ani ihtiyaçlarını karşılamasını veya borçlarını yönetmesini zorlaştıracaktır. Bu durum, hanehalkı bütçelerinde ciddi aksaklıklara neden olabilir ve tüketimi daha da kısabilir.
Esnaf ve Ticari Hayat
Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) için kredi kartı taksitli satışlar, cironun önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Taksit sayısındaki azalma veya tamamen kaldırılması, esnafın satışlarını doğrudan olumsuz etkileyecek, stok birikimine ve nakit akışı sorunlarına yol açacaktır. Baran, daha önceki dönemlerde (örneğin 2014 yılında) taksit kısıtlamalarının piyasayı daralttığı ve beklentilerin aksine ekonomik canlanmayı engellediği tecrübesini hatırlattı.
Kayıt Dışılık ve Vergi Gelirleri
Ekonomiyi soğutma hedefiyle yapılan bu tür uygulamalar, kayıtlı ekonomiyi küçültme riskini taşıyor. Taksit imkanının kısıtlanması, tüketicileri ve satıcıları kayıt dışı işlem yapmaya itebilir. Bu da devletin vergi gelirlerinde düşüşe neden olurken, şeffaflığı ve denetlenebilirliği azaltacaktır.
ATO’dan Çözüm Önerileri
Gürsel Baran, talep daraltıcı önlemler yerine, ekonominin daha sağlıklı bir şekilde yönetilmesini sağlayacak ve üretimi destekleyecek alternatif çözüm önerilerini sundu:
- KOBİ Destekleri: Ekonominin bel kemiği olan KOBİ’lere yönelik faiz indirimi ve düşük faizli kredi imkanları sağlanmalı.
- Üretim Odaklı Yaklaşım: Enflasyonla mücadelede asıl odak, üretimin artırılması ve arz yönlü sorunların çözülmesi olmalı.
- Sürdürülebilir Çözümler: Kısa vadeli ve palyatif önlemler yerine, uzun vadeli ve yapısal reformlarla enflasyonla mücadele edilmeli.
Baran, “Üretimi teşvik etmeden, istihdamı artırmadan ve ihracatı desteklemeden sadece talep kısıtlamalarıyla ekonomide kalıcı bir düzelme sağlamak mümkün değildir” sözleriyle açıklamasını sonlandırdı.