Türkiye’nin sanayi üretimini artırma ve bölgesel kalkınmayı hızlandırma hedefiyle gündeme gelen Mega Organize Sanayi Bölgeleri (OSB’ler), büyük umutlarla karşılanırken, geçmişteki benzer yapılaşmalarda yaşanan “arsa spekülasyonu” riskini de beraberinde taşıyor. Uzmanlar, milyonlarca metrekarelik bu devasa alanların sadece parası olanların arsa aldığı bir yapıya dönüşmemesi, gerçek sanayicilere ve üretime hizmet etmesi gerektiği konusunda uyarıyor.
Borsa Haber Online olarak yakından takip ettiğimiz bu önemli konuda, Mega OSB’lerin amacına ulaşabilmesi için tahsis süreçlerinin şeffaf, adil ve kesinlikle üretime odaklı olması gerektiği vurgulanıyor. Aksi takdirde, bu kritik projeler, sanayinin lokomotifi olmak yerine, bir rant kapısı haline gelebilir ve asıl hedef olan istihdam, üretim ve ihracat artışı sekteye uğrayabilir.
Neden Mega OSB’ler?
Mega OSB’ler, Türkiye’nin sanayi stratejisi içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu yapılar,ğın temel hedefleri şunlardır:
- Ölçek Ekonomisi: Büyük ölçekli sanayi tesisleri için gerekli altyapıyı ve araziyi sağlayarak üretimde verimliliği artırmak.
- Bölgesel Kalkınma: Sanayiyi belirli bölgelerde yoğunlaştırarak o bölgelerin ekonomik gelişimine ivme kazandırmak ve istihdam yaratmak.
- Yüksek Teknoloji ve Katma Değer: Yenilikçi ve yüksek katma değerli üretimi teşvik ederek Türkiye’nin küresel rekabetteki yerini güçlendirmek.
- Altyapı Entegrasyonu: Enerji, ulaşım, lojistik gibi kritik altyapıları tek elden planlayarak sanayicilere entegre çözümler sunmak.
Geçmişin Hayaleti: Spekülasyon Riski
Geçmişte birçok OSB uygulamasında, sanayici olmayan, sadece finansal gücü olan kişi veya kurumların arsa alarak uzun yıllar beklettiği, hatta daha sonra fahiş fiyatlarla el değiştirdiği örnekler yaşanmıştır. Bu durum, gerçekte yatırım yapmak isteyen, üretim kapasitesi ve istihdam potansiyeli olan sanayicilerin uygun fiyatlı ve hazır altyapıya sahip arsalara erişimini engellemiştir.
Mega OSB’lerin de benzer bir kaderi paylaşmaması için tahsis süreçlerinin çok titiz yürütülmesi gerekmektedir. Uzmanlar, sadece parası olanın değil, somut projesi ve finansman planı olan, istihdam ve ihracat taahhüdünde bulunan sanayicilerin öncelikli olması gerektiğini belirtiyor.
Adil Tahsis Kriterleri Şart
Mega OSB’lerde arsa tahsis süreçlerinin şeffaf ve adil kriterlere dayanması büyük önem taşımaktadır. Bu kriterler belirlenirken aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:
- Proje Odaklılık: Başvuran firmaların sunacağı yatırım projelerinin fizibilitesi, teknolojik seviyesi ve katma değer potansiyeli değerlendirilmelidir.
- İstihdam Taahhüdü: Yaratılacak doğrudan ve dolaylı istihdam sayısı, tahsis süreçlerinde önemli bir kıstas olmalıdır.
- İhracat Potansiyeli: Üretimin ne kadarının ihracata yönelik olduğu ve ülkeye döviz girdisi potansiyeli göz önüne alınmalıdır.
- Finansal Yeterlilik ve Güvenilirlik: Projeyi hayata geçirebilecek finansal güce ve geçmişe sahip firmalar tercih edilmelidir.
- Çevre Duyarlılığı: Çevreye duyarlı ve sürdürülebilir üretim yöntemlerini benimseyen projeler desteklenmelidir.
Rant Oluşumunu Engellemek İçin Mekanizmalar
Arsa spekülasyonunu ve rant oluşumunu engellemek amacıyla çeşitli mekanizmalar geliştirilmelidir:
- Şartlı Tahsisler: Tahsis edilen arsaların belirli bir süre içinde üretime geçirilmesi, belirli bir istihdam seviyesine ulaşılması gibi şartlar konulmalıdır. Bu şartların yerine getirilmemesi durumunda arsanın geri alınması veya ciddi yaptırımlar uygulanması sağlanmalıdır.
- Devir Kısıtlamaları: Belirli bir süre (örneğin 5-10 yıl) boyunca arsanın üçüncü kişilere satışına veya devrine kısıtlamalar getirilmelidir.
- Sürekli Takip ve Denetim: Arsa tahsisinden sonra yatırımın ilerleyişi ve taahhütlerin yerine getirilmesi düzenli olarak denetlenmelidir.
Nihai Hedef: Üretim ve İhracat
Mega OSB’ler, Türkiye’nin büyüme ve kalkınma hedefleri için kritik bir araçtır. Bu bölgelerin başarısı, sadece altyapı yatırımlarının tamamlanmasıyla değil, aynı zamanda doğru sanayicilerin doğru projelerle buralara çekilmesi ve arsa spekülasyonunun önüne geçilmesiyle ölçülecektir. Ülke ekonomisine gerçek katma değer sağlayacak, istihdamı artıracak ve ihracat kapasitesini güçlendirecek Mega OSB’ler, Türkiye’nin gelecekteki sanayi atılımının anahtarı olabilir. Bu nedenle, tahsis süreçlerinde “üretim önceliği” ilkesinden asla sapılmamalıdır.