Türkiye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un vurguladığı üzere, geri dönüşü olmayan kayıplar yaşanmadan iklim değişikliğiyle mücadelede kararlı adımlar atmaya devam ediyor. Ankara’da düzenlenen “Türkiye’nin İklim Diplomasisi” etkinliğinde konuşan Bakan Kurum, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olmaktan öte, insan hayatından tarıma, sanayiden ekonomiye kadar her alanda doğrudan etkileri olan küresel bir tehdit olduğunu belirtti. Bu çerçevede, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmak ve küresel yeşil dönüşümde öncü rol oynamak için yürüttüğü stratejiler ve finansal enstrümanlar öne çıkıyor.
Bakan Kurum, Türkiye’nin Paris Anlaşması kapsamında güncellenen Ulusal Katkı Beyanı (NDC) ile 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında artıştan %41 azaltım hedefi belirlediğini hatırlattı. Bu iddialı hedef, sadece çevresel bir taahhüt değil, aynı zamanda ülkenin ekonomik büyüme modelini ve yatırım önceliklerini yeniden şekillendiren kapsamlı bir dönüşümün de anahtarı konumunda.
Türkiye’nin Yeşil Dönüşüm Yol Haritası: Neler Yapılıyor?
Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele stratejisi, “Yeşil Kalkınma Devrimi” adı altında bütüncül bir yaklaşımla ele alınıyor. Bu devrim, çeşitli sektörlerde önemli yatırımları ve politikaları içeriyor:
- Sıfır Atık Projesi: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan bu proje, atık yönetiminde döngüsel ekonomiyi teşvik ederek önemli çevresel ve ekonomik faydalar sağlıyor.
- Korunan Alanların Genişletilmesi: Biyoçeşitliliğin korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi için korunan alanların artırılması hedefleniyor.
- Ağaçlandırma Faaliyetleri: Karbon yutaklarının artırılması ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yönelik büyük ölçekli ağaçlandırma kampanyaları yürütülüyor.
- Yenilenebilir Enerji Yatırımları: Hidroelektrik, güneş ve rüzgar enerjisi santrallerine yapılan yatırımlar hızla artırılarak enerji bağımsızlığı ve düşük karbonlu enerji üretimi hedefleniyor. Bu, enerji piyasalarında yeni bir dinamik oluşturuyor.
Yeşil Finansman ve Uluslararası İş Birliği
Yeşil dönüşümün finansmanı, Türkiye’nin stratejisinin kritik bir bileşenini oluşturuyor. Bakan Kurum, bu alandaki çabaları şu başlıklar altında özetledi:
- Yeşil Tahvil İhracı: Türkiye, yeşil projelere fon sağlamak amacıyla yeşil tahvil ihracı gibi yenilikçi finansman araçlarını devreye sokma konusunda adımlar atıyor. Bu, sermaye piyasalarında sürdürülebilir yatırım seçeneklerini çeşitlendiriyor.
- Uluslararası Finans Kuruluşları: Dünya Bankası gibi uluslararası finans kuruluşları ve özel sektör ile iş birliği, yeşil yatırımlar için ek kaynak sağlamada kilit rol oynuyor.
- Küresel Köprü Rolü: Türkiye, iklim diplomasisinde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler arasında bir “köprü” görevi üstlenerek, ortak bir iklim fonu mekanizması oluşturulması çağrılarına destek veriyor.
Bakan Kurum, 2022’de Şarm El-Şeyh’te düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP27) gibi uluslararası platformlarda Türkiye’nin aktif rolünü vurguladı. Bu platformlar, küresel iklim finansmanı mekanizmalarının geliştirilmesi ve iklim adaletinin sağlanması açısından büyük önem taşıyor.
Ekonomik Perspektiften İklim Eylemi
Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesi, sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda ekonomik rekabetçilik ve sürdürülebilir büyüme için bir fırsat olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin yeşil dönüşümde lider olması” vizyonu, ülkenin sanayi ve teknoloji altyapısını yeşil ekonomiye entegre etme potansiyelini ortaya koyuyor. Bu dönüşüm, yeni iş alanları yaratacak, enerji verimliliğini artıracak ve ihracat potansiyelini güçlendirecektir. Türkiye, bu kapsamda, telafisi mümkün olmayan kayıplar yaşanmadan harekete geçmenin ve küresel dayanışma ile bu süreci hızlandırmanın önemine inanıyor.