Türkiye İşadamları ve Sanayicileri Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Türk ekonomisinin sürdürülebilir ve kapsayıcı bir büyüme patikasına oturması, yüksek gelir ligine yükselebilmesi için “üretkenlik temelli bir kalkınma modeli”ne acilen geçilmesi gerektiğini belirtti. Diren, mevcut büyüme stratejisinin zayıflıklarına dikkat çekerek, Türkiye’nin uluslararası rekabette kalıcı bir yer edinebilmesi için köklü bir zihniyet ve yapısal dönüşüme ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Yeni göreve başlayan Diren, yaptığı değerlendirmelerde, küresel ekonomide yaşanan çalkantıların Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için hem riskler hem de fırsatlar barındırdığını vurguladı. Ancak bu fırsatların değerlendirilebilmesi için mevcut ekonomik yapının ve büyüme dinamiklerinin sorgulanması gerektiğini dile getirdi. Ozan Diren’e göre, Türkiye’nin uzun süredir uyguladığı büyüme modeli, belirli zafiyetleri bünyesinde barındırıyor ve sürdürülebilirlik açısından riskler taşıyor.
Mevcut Büyüme Modelinin Eleştirisi: Orta Gelir Tuzağı Riski
TÜSİAD Başkanı Diren, Türkiye’nin mevcut büyüme modelini “ucuz işgücü ve ucuz kur politikası” üzerine kurulu olmakla eleştirdi. Bu modelin, kısa vadede büyüme rakamlarını yukarı çekebilse de, uzun vadede bir dizi olumsuz sonuç doğurduğunu savundu:
- Düşük Katma Değer: İhracatta ve üretimde düşük teknolojili, katma değeri az ürünlerin ağırlıkta olması, ülkenin küresel değer zincirindeki konumunu zayıflatıyor.
- Dışa Bağımlılık: Yüksek enerji ve ara malı ithalatına dayalı üretim yapısı, dış şoklara karşı ekonomiyi kırılgan hale getiriyor ve cari açığı büyütüyor.
- Orta Gelir Tuzağı: Ucuz girdilere dayalı büyüme, Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarını teşvik etmediği için ülkenin yüksek gelir grubuna geçişini engelliyor, “orta gelir tuzağında” kalma riskini artırıyor.
- Sürdürülemezlik: Bu modelin doğal kaynaklar üzerindeki baskısı ve çevresel etkileri de uzun vadeli sürdürülebilirliği sorgulatıyor.
Diren, bu modelin devam etmesi halinde Türkiye’nin küresel rekabette geride kalma riskinin altını çizdi. Bu nedenle, ekonomik paradigmayı değiştirerek daha üretken, yenilikçi ve kapsayıcı bir yaklaşıma geçişin hayati önem taşıdığını belirtti.
Üretkenlik Temelli Kalkınma Modeli: Dört Temel Ayak
Ozan Diren, Türk ekonomisini güçlendirecek ve orta gelir tuzağından çıkaracak “üretkenlik temelli kalkınma modeli” için dört temel direk önerdi. Bu direkler, sadece ekonomik değil, toplumsal ve kurumsal bir dönüşümü de kapsıyor:
1. Makroekonomik İstikrar ve Öngörülebilirlik
- Fiskal Disiplin: Kamu maliyesinde sürdürülebilirliği sağlayacak, bütçe açıklarını kontrol altına alacak politikalar.
- Enflasyonla Mücadele: Kalıcı fiyat istikrarını hedefleyen, bağımsız merkez bankası politikaları.
- Cari Açığın Azaltılması: Katma değerli üretimi ve ihracatı artırarak dışa bağımlılığı düşürme.
- Öngörülebilirlik: Yatırımcılar için şeffaf, tutarlı ve öngörülebilir bir ekonomik politika çerçevesi.
2. Yapısal Reformlar ve Kurumsal Kalite
- Hukukun Üstünlüğü: Yatırım ortamını iyileştirecek, güveni tesis edecek bağımsız ve etkin bir yargı sistemi.
- Eğitim Reformu: İşgücü piyasasının ihtiyaçlarına cevap veren, yaratıcılığı ve eleştirel düşünmeyi teşvik eden modern bir eğitim sistemi.
- Yeşil ve Dijital Dönüşüm: Geleceğin ekonomisine uyum sağlayacak, sürdürülebilir ve teknoloji odaklı dönüşüm politikaları.
- Doğrudan Yabancı Yatırımların Çekilmesi: Güven ortamı ve teşviklerle uluslararası sermayeyi ülkeye çekme.
3. İnsan Sermayesi ve İnovasyon Odaklılık
- Nitelikli İşgücü: Yüksek teknolojiye adapte olabilecek, problem çözme yeteneğine sahip, sürekli öğrenen bir işgücü yetiştirme.
- Ar-Ge ve İnovasyon: Araştırma-Geliştirme faaliyetlerine ayrılan bütçeyi artırma, üniversite-sanayi işbirliğini güçlendirme.
- Girişimcilik Ekosistemi: Yenilikçi fikirleri destekleyen, risk almayı teşvik eden bir girişimcilik kültürü oluşturma.
- Beyin Göçünü Engelleme: Yetenekli insanları ülkede tutacak, geri çekecek yaşam ve çalışma koşulları sunma.
4. Yeşil ve Dijital Dönüşümde Liderlik
- Sürdürülebilir Üretim: Karbon emisyonlarını azaltan, kaynak verimliliğini artıran yeşil üretim modellerine geçiş.
- Dijitalleşme: Üretim süreçlerinden kamu hizmetlerine kadar tüm alanlarda dijitalleşmeyi hızlandırma.
- Rekabet Avantajı: Yeşil ve dijital teknolojilerde öncü olarak yeni ihracat pazarları ve sektörler yaratma.
Nihai Hedef: Yüksek Gelir ve Dirençli Ekonomi
Ozan Diren, tüm bu adımların nihai hedefinin, Türkiye’yi orta gelir tuzağından çıkararak yüksek gelirli ülkeler ligine taşımak olduğunu belirtti. Bu modelin, aynı zamanda küresel şoklara karşı daha dirençli, daha adil ve kapsayıcı bir ekonomik yapı inşa edeceğini vurguladı. TÜSİAD olarak bu dönüşüm sürecinde aktif rol oynamaya hazır olduklarını ifade eden Diren, kamunun, özel sektörün, akademinin ve sivil toplumun ortak çabasıyla Türkiye’nin parlak bir geleceğe ulaşabileceğine olan inancını dile getirdi.
Diren’in çağrısı, Türk ekonomisinin önündeki engelleri aşmak ve potansiyelini tam olarak gerçekleştirmek için kapsamlı ve cesur adımlar atılması gerektiğine işaret ediyor. Bu dönüşümün, sadece ekonomik verileri değil, aynı zamanda toplumun refah düzeyini ve yaşam kalitesini de artıracağı düşünülüyor.