Türkiye piyasaları, yabancı yatırımcıların son üç haftada gösterdiği yoğun ilgiyle adeta bir cazibe merkezi haline geldi. Son 11 yılın en yüksek seviyesi olan 2.4 milyar dolarlık rekor yabancı sermaye girişi gerçekleşti. Bu önemli akışın 1.1 milyar doları devlet iç borçlanma senetlerine (DİBS) yönelirken, 1.3 milyar doları hisse senedi piyasasına aktarıldı.
Bu kayda değer giriş, özellikle Merkez Bankası’nın sıkı para politikası ve reel faizlerdeki yükseliş beklentilerinin güçlenmesiyle ivme kazandı. Türkiye’nin risk primindeki (CDS) iyileşme ve enflasyon beklentilerindeki düşüş, yabancı yatırımcıların Türk varlıklarına olan güvenini artırdı.
Neden Bu Giriş Yaşanıyor? Temel Faktörler
Son haftalarda gözlemlenen yabancı yatırımcı akını, hem portföy yatırımları hem de doğrudan yatırımlar açısından Türkiye’ye olan ilginin yükseldiğini gösteriyor. Özellikle küresel piyasalardaki risk algısının yeniden şekillenmesiyle birlikte, yüksek getiri arayışındaki yatırımcılar Türkiye’nin sunduğu cazip fırsatlara yöneliyor.
- Sıkı Para Politikası: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından uygulanan sıkı para politikası, enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı vererek, yatırımcılar için öngörülebilirliği artırıyor. Bu politika, piyasalarda istikrar ve güven algısını pekiştiriyor.
- Reel Faiz Getirisi: Negatif reel faiz döneminden pozitif reel faiz dönemine geçiş beklentisi, özellikle tahvil piyasasında yabancıların iştahını kabartıyor. Türkiye’nin 10 yıllık tahvil getirileri, küresel bazda en yüksek reel getiri sunan ülkeler arasında yer alıyor. Bu durum, “carry trade” fırsatları arayan fonlar için çekici bir seçenek sunuyor.
- CDS’deki İyileşme: Türkiye’nin kredi risk primi (CDS) göstergesinde yaşanan düşüş, ülkenin risk algısının azaldığını ve uluslararası piyasalarda borçlanma maliyetlerinin potansiyel olarak düşebileceğini işaret ediyor. Bu da ülke varlıklarına olan talebi destekliyor.
- Enflasyon Beklentilerindeki Düşüş: Sıkı para politikasının etkisiyle enflasyon beklentilerinde gözlemlenen düşüş, özellikle uzun vadeli yatırım yapmayı düşünen fonlar için önemli bir istikrar sinyali veriyor.
Yabancı Girişinin Detayları: Nereye ve Ne Zaman?
Verilere göre, son üç haftalık dönemde gerçekleşen 2.4 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi, 2012 yılından bu yana hem tahvil hem de hisse senedi piyasalarında görülen en yüksek üç haftalık akış olma özelliğini taşıyor.
- DİBS Piyasası: Yabancılar, bu dönemde 1.1 milyar dolar değerinde Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) alımı gerçekleştirdi. Bu durum, hükümetin borçlanma maliyetleri üzerinde olumlu bir etki yaratma potansiyeli taşıyor ve piyasada likiditeyi artırıyor.
- Hisse Senedi Piyasası: Borsa İstanbul’a ise 1.3 milyar dolarlık net yabancı sermaye girişi oldu. Bu akış, Borsa İstanbul’daki işlem hacmini ve hisse senedi fiyatlarını destekleyici bir faktör olarak öne çıkıyor, şirket değerlemelerine olumlu yansıyabilir.
Uluslararası yatırım bankaları da Türkiye piyasalarına yönelik olumlu görüşlerini dile getirmeye devam ediyor. Örneğin, JPMorgan gibi kurumların Türk tahvillerini “overweight” (ağırlığını artır) tavsiyesiyle portföylerine eklemelerini önermesi, yabancı yatırımcıların ilgisini daha da pekiştiriyor.
Geleceğe Yönelik Beklentiler
Analistler, mevcut para politikası duruşunun korunması ve makroekonomik istikrar adımlarının devam etmesi halinde, yabancı sermaye girişinin önümüzdeki dönemlerde de devam edebileceğini belirtiyor. Bu durum, Türk Lirası’nın istikrar kazanmasına ve ülkenin ekonomik büyüme potansiyelinin desteklenmesine katkı sağlayabilir. Ancak, sürdürülebilirlik açısından politika tutarlılığının ve öngörülebilirliğin hayati önem taşıdığı vurgulanıyor.
