İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rifat Zeytinoğlu, Türkiye için “Made in EU” (Avrupa Birliği’nde Üretilmiştir) kriterinin stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Zeytinoğlu, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinde bu adımın, Türk sanayisinin rekabetçiliği ve küresel tedarik zincirlerindeki konumu açısından kritik olduğunu belirtti.
İzmir Ticaret Borsası tarafından düzenlenen “Gümrük Birliği Modernizasyonu ve Güncel Gelişmeler” toplantısında konuşan Zeytinoğlu, söz konusu kriterin, Türk ürünlerinin Avrupa Birliği pazarına ve AB’nin serbest ticaret anlaşması imzaladığı üçüncü ülkelere gümrüksüz erişiminde önemli avantajlar sağlayacağını ifade etti. Bu entegrasyonun, özellikle global tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması ve AB’nin Yeşil Mutabakat gibi yeni politikaları bağlamında Türkiye için kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu dile getirdi.
“Made in EU” Kriteri Ne Anlama Geliyor ve Türkiye İçin Neden Önemli?
“Made in EU” kriteri, bir ürünün menşeinin Avrupa Birliği veya AB ile serbest ticaret anlaşması (STA) bulunan bir ülke olduğunu belirtir. Bu, ürünün AB pazarına gümrüksüz girişini sağlar ve AB’nin STA imzaladığı üçüncü ülkelerin pazarlarında da benzer avantajlar sunar.
Mevcut Durum ve Karşılaşılan Sorunlar
- Türkiye, Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen, ürünleri “Made in Turkey” etiketiyle ihraç edilmektedir.
- Eğer Türk ürünleri, AB veya AB’nin STA’sı olmayan ülkelerden gelen ara girdilerle üretilirse, bu ürünler AB’ye ihraç edildikten sonra, AB’nin STA’sı olan üçüncü ülkelere gönderildiğinde gümrük vergileriyle karşılaşabilmektedir. Bu durum, Türk üreticilerinin rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir.
“Made in EU” Entegrasyonunun Potansiyel Faydaları
- Geniş Pazar Erişimi: Türk sanayisi, “Made in EU” kriterine dahil olduğunda, yalnızca AB pazarına değil, aynı zamanda AB’nin STA’ları aracılığıyla ulaştığı yaklaşık 70 ülkenin pazarına da gümrüksüz erişim sağlayacaktır. Bu, Türkiye için önemli bir dış ticaret hacmi artışı potansiyeli yaratır.
- Rekabet Gücü Artışı: Global tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye’nin AB ile üretim entegrasyonu, özellikle AB ve ortaklarının Çin’e olan bağımlılığı azaltma çabaları kapsamında Türk ürünlerine stratejik bir konum kazandıracaktır.
- Tedbir Mekanizmalarından Muafiyet: AB’nin gelecekte üçüncü ülkelere yönelik uygulamaya koyabileceği sınırda karbon düzenlemesi (CBAM) gibi ek tedbirlerden Türk ürünlerinin muaf tutulması söz konusu olabilir, bu da maliyet avantajı demektir.
- Yatırım Çekiciliği: Türkiye’nin “Made in EU” sistemine dahil olması, AB’ye yakın, maliyet avantajlı ve geniş pazar erişimi sunan bir üretim üssü olarak yabancı yatırımlar için cazibesini artırabilir.
Gümrük Birliği Güncellemesi Neyi Kapsıyor?
Zeytinoğlu, mevcut Gümrük Birliği Anlaşması’nın, günümüz ticaret koşullarına uygun olmadığını ve acil güncelleme ihtiyacı bulunduğunu ifade etti. Bu güncellemenin sadece sanayi ürünleri ticaretini değil, aynı zamanda hizmetler, tarım ürünleri, kamu alımları gibi alanları da kapsaması gerektiğini belirtti. Ayrıca, modern bir Gümrük Birliği’nin işleyen bir anlaşmazlık çözüm mekanizmasına sahip olması gerektiğinin altını çizdi. Bu geniş kapsamlı güncellemenin, Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracağı ve her iki taraf için de kazan-kazan durumu yaratacağı vurgulandı.
Zeytinoğlu’nun açıklamaları, Türk sanayisinin küresel rekabette daha güçlü bir konuma gelmesi, ihracat kapasitesini artırması ve AB ile entegrasyonu derinleştirmesi açısından “Made in EU” kriterinin stratejik önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
